Siirt evden eve nakliyat

Siirt evden eve nakliyat işlerinde profsoyonel çözüm ortagınız olan ulus nakliyat kusursuz hizmet anlıyışıla türkiyenin tüm illerinde hizmet ağını genişletmektedir…Eger siirt şehiriçi olsun şehirler arasın işlerinizde bize bir hafta önce ulaştıgınızda en ekonomik vede kaliteli hizmeti şirketimizden alacağınıza emin olun..iletisim6  

Siirt Tarihi
Siirt adının Sami Dili nden geldiği öne sürülmektedir. Bazı  kaynaklarda bu adın, Keldani Dili nden, kent anlamına gelen Keert (Kaa at)  sözcüğünden kaynaklandığı yazılıdır. Siirt sözcüğü, isim kaynaklarında; Esart,  Sairt, Siirt, Siird gibi çeşitli biçimlerde kullanılmıştır. Süryani ler kente  Se erd (yöresel söyleniş biçimiyle Sert) demişlerdir. XIX. yy da Sert, Seerd,  Sört, Sairt olarak kullanılmış, günümüzde de Siirt biçimiyle benimsenmiştir.

       

  Diğer bir kaynakta Siirt isminin, “Seert” anlamındaki “üç  yer” manasına geldiği söylenir. Siirt adının nereden geldiği konusunda  değişik görüşler vardır. Kadri PERK in, Cenup Doğu Anadolu Tarihi nde Siirt,  Sert, Tigra, Mosert; Hüseyin CAHİT tarihi nde Serad; Şemsettin SAMİ nin  Kamus unda Tiğrakert olarak geçmektedir. Ayrıca eski Siirt in birkaç sırtta  kurulmasından dolayı Türkçe de sırt kelimesinden türediği de iddia  edilmektedir.

 

  Hernekadar Sami kokenli oldugu soylense de Ermenice Tiğrakert in halk agzinda  sirasiyla Sigrakert, Sigirt ve sonunda Turkce aksanla Siirt e donusmus olmasi  gerekir.

 

 

  İlin tarihsel gelişimi

  Siirt ilinin ilçeleriSiirt, Mezopotamya ve Anadolu uygarlıklarının kesiştikleri  alanda kurulmuştur. Bu yüzden kuzeyinde ve güneyinde ortaya çıkan uygarlıklar,  yörenin kültürel gelişmesinde etkili olmuştur. Bölgenin dağlık oluşu ve ulaşım  imkanlarının yetersizliği, gelişmiş kentlerin kültür merkezlerinin ortaya  çıkmasını engellemiştir.

 

  Yakın zamana kadar Siirt tarihinin İ.Ö. IV.yy. öncesi dönemleri  bilinmemekteydi. 1963 yılında Halet ÇAMLIBEL ve R.J. BRAIDWOOD başkanlığında  kurulan Güneydoğu Anadolu Tarih Öncesi Araştırmaları Karma Projesi kapsamında,  Siirt İli nde yapılan yüzey araştırmalarında Neolitik, Kalkolitik, Tunç ve  Helenistik, Roma, Bizans-İslam ve Yakınçağ ı kapsayan dönemlere ait buluntular  ortaya çıkarılmıştır. Günümüzdeki kültürel yapı Türk-İslam Kültürü nın  etkisiyle biçimlenmiştir.

 

  İ.Ö. 3000 ve 2000 lerde Güneydoğu Toroslar, iki kültür alanını birbirinden  ayırmaktaydı. Güneyde Mezopotamya da gelişmiş bir tarım kültürü, kuzeyde ise  Doğu Anadolu nun yüksek yaylasında ilkel tarımcılığa ve hayvancılığa dayalı,  daha yavaş gelişen bir kültür vardı. İki kültürün kesiştiği yerde bulunan  Siirt te, yayla kültürü özellikleri görülmekteydi.

 

  M.Ö. 3000 lerde yöreye egemen olan Hurri lerden sonra sırasıyla Hitit, Urartu,  Asur, Med ve Pers ler de hakimiyet kurmuşlardı.

 

  Siirt in içinde bulunduğu bölge, göçler nedeniyle etnik ve dinsel inanışlar  yönünden çeşitlilik göstermektedir. Urartular, İskitler, Medler ve Persler,  egemenlik dönemlerinde dinsel inanışlarını da buralara yaymışlardı. Dağlık  alanlarda yaşayan kapalı toplulukların çeşitli din ve tanrıları vardı. İ.Ö.  150 lerden başlayarak yöreye egemen olan Partlar, Arsaklılar, Sasaniler  dönemlerinde İran Tanrıları nın ve inanışlarının etkisi güçlenmiştir. Yöreyi  etkileyen Roma – Part, Roma – Sasani savaşları, aynı zamanda iki dinin ve  kültürün karşılaşması niteliğindeydi. 300 lerde Hristiyanlık yayılmaya  başladığında Zerduş Dini ni benimseyen Sasaniler, Yörede Hristiyan kıyımı  yapmışlardır.

 

 

  İslam Uygarlıkları Dönemi

  639 da Elcezire nin fethi için görevlendirilen İlyas bin Ganem, Diyarbakır  yöresini İslam mücahidlerine açtığı zaman Siirt de aynı şansızlığa uğramıştır.  Diyarbakır ın zaptında mühim hizmetleri bulunan Halid bin Velid, Hasankeyf  Savaşı nda muzaffer olduktan sonra Siirt e yürümüş, şehrin o zamanki hakimi  Hersolu itaatini arz ederek, şehri teslim etmiştir. Bundan sonra Siirt  Hakimliği n, sahabeden olan Hişşam oğlu Hakem tayin olunmuştur.

 

  661 yılında kurulan Emevi Hilafeti bölge ile birlikte Siirt i de hakimiyet  altına almıştır. Emeviler den sonra hilafet makamını ele geçiren Abbasiler,  Diyarbakır, Silvan ve Siirt i de ele geçirmişlerdir.

 

  Dinsel bakımdan bölge ilkin önemli bir “Harici” merkeziydi. IX.  yy dan sonra Hanbeli ve Maliki mezhepleri aracılığıyla Sünnilik, Mervanoğulları  döneminde Şafiilik, Türklerle Hanefilik yayılmaya başlamış, daha sonra  Mervanoğulları döneminde Şafii lik giderek ortadan kalkmıştır. Yörede  Arap-İslam Kültürü nün etkisi Türklerin döneminde de sürmüştür. Ancak Siirt,  10. yüzyılın sonralarında yine Bizans ın egemenliğine girmiş, Malazgirt  Savaşı ndan kısa bir süre sonta Philaterios adlı Ermeni asıllı bir Bizanslı  tekfurun egemenliğinde kalmıştır. Daha sonra sırasıyla Artuklular ın eline  geçerek Türk leşmeye başlamıştır.

 

 

  Anadolu Selçukluları ve Osmanlı Dönemi

  Malazgirt Savaşı ndan sonra Türkler Anadolu ya yerleşmeye başlamış ve Büyük  Selçuklu Devleti nin isteği dışında küçük Türk devletçikleri kurulmuştur. Siirt  yöresi, Hasankeyf Artuklular ın yönetimindeydi. Artuklular a bağlı göçebe  Türkmenler yöreye yerleşmiş, Artuklu beyleri ve askerleri, kendlerde  Türkleşmenin çekirdeğini oluşturmuşlardır. Beylerinin Alp, İnanç, Yağbu gibi  Türk adlarını kullanmaları; Artuklular da Türkmen geleneğinin güçlülüğünü göstermektedir.  Bağlı oymaklara “ok gönderme” biçimindeki Orta Asya geleneği de  Artuklular da sürmekteydi.

 

  Hasankeyf Artuklular dan sonra Siirt e Eyyübiler, Anadolu Selçukluları,  İlhanlılar, Mardin Artukluları, Akkoyunlular ve Safeviler egemen olmuştur.  Akkoyunlular yöreye Türkmenleri yerleştirmiştir. Safeviler döneminde Doğu ve  Güneydoğu Anadolu a Şii lik yaygınlaşmıştır. Anadolu da şii liğin etkisini  kırmak isteyen Yavuz Sultan Selim, Urmiye Gölü nden Malatya ve Diyarbakır a  kadar uzanan bölgeyi Osmanlı Devleti ne bağlamak istemiştir. Bunun için Kürt  kökenli ünlü bilgin İdris-i Bitlisi nin yardımıyla Siirt Osmanlı yönetimine  geçmiştir. Bu dönemde Siirt yarı özerk beylerin yönetiminde, aşiret kültürünün  egemen olduğu bir yerdir.

 

  XVI. yy da Osmanlı yönetimine geçen Siirt, Osmanlı İmparatorluğu nun yıkılışına  kadar bu devlete bağlı kalmıştır.

 

  XIX.yy ın ikinci yarısına kadar devlete olan bağlılıkları sözde kalan Siirt  Beyleri nin devlet otoritesine alınması için bir hayli çaba harcanmıştır.  Siirt, bu tarihe kadar çok sıkı bir şekilde yönetilmiştir. Önce görünüşte  Diyarbekir Eyaleti ne bağlı sancak oldu. Ancak Tanzimat tan sonra 1894 Vilayet  Nizamnamesi ile Bitlis Vilayeti ne bağlı sancak haline getirilerek İstanbul dan  gönderilen kaymakam vasıtası ile yönetilmiştir.

 

 

  19. Yüzyılda Siirt

  XIX.yy. içerisinde Siirt te meydana gelen tek siyasal olay 1894 tarihinde  Sason da meydana gelen Ermeni ayaklanmasıdır. kış Bu durum karşısında Osmanlı  Devleti sert tedbirler almak zorunda kaldı. Sason ayaklanması İngiltere yi  harekete geçirdi. Çünkü, Ermeni meselesi, Rusya ve İngiltere yi menfaat  çatışmasında birleştiriyordu. İngiltere Ermeni lerin bağımsızlığını isterken;  Rusya, Ermeni lerin Rusya ya katılmasından yanaydı. Merkezi Tiflis te olan  Ermeni Hınçak Komitesi ile Taşnaksutyun Komiteleri nin amacı, Osmanlı  İmparatorluğu ndaki Ermenilerin Rusya ve İran daki bütün Ermenilerle  birleştirip bağımsız bir Ermenistan Devleti nin kurulmasını sağlamaktı.

 

  Böyle bir amaç İngiltere yi memnun etmesine rağmen, Rusya, kesinlikle karşı  çıkmıştı. 8 Ağustos 1884 te Sason un Şenlik Köyü nde, Kürtlerin birkaç köyü  gasbetmesi ile başlayan olaylar genişlemiştir.

 

  Ermenilerin vergi vermemek ve hükümet memurlarına pasif direnişte bulunmak  üzere daha önceden anlaşmaları da olayların genişlemesinde etkili olmuştur.  Ermenilerin başlattığı bu ayaklanmayı II.Abdulhamid in görevlendirdiği VI. Ordu  bastırmıştır. Osmanlı Devleti nin bu döneminde Siirt yöresinde genellikle yarı  özerk bir yönetim biçimi hakimdi. 1831 de yapılan Osmanlı nüfus sayımı  kayıtlarında, XIX.yy da Siirt yöresinde Hazo (Kozluk) nun Diyarbakır Eyaleti ne  bağlı bir hükümet olduğu belirlenmiştir.

 

  Bugün Siirt İli nin kazalarından biri olan Şirvan (Şirve) ise liva olarak Van  Eyaleti içinde yer almaktaydı. 1897 Vilayet Nizamnamesi, Siirt Livası nın  Diyarbekir Vilayeti ne bağlı olduğunu göstermektedir. Siirt Livası nın, Merkez  kaza, Pevvan (Bervade) ve Garzan (Kurtalan ın eski yerleşme yeri, şimdiki  Yanarsu Bucağı) olmak üzere toplam 3 kazası vardı.

 

  1877 de Merkez Kaza, Eruh, Şirvan, Rızyan ve Sason dan oluşan Siirt Sancağı,  Diyarbekir Vilayeti ne bağlıydı. Siirt, bu yönetsel durumunu 1880 de de korudu.  1892 Devlet Salnamesi, Siirt Sancağının Diyarbekir Vilayeti nden ayrılarak,  Bitlis Vilayeti ne bağlandığını ifade etmektedir.

 

  Eskiden Siirt İli ne bağlı olan Beşiri Kazası, Diyarbekir Vilayet Merkez  Sancağı na bağlı kaldı. Bu dönemde Bitlis Vilayeti; Merkez Sancağı, Muş, Genç  ve Siirt Sancakları ndan oluşmaktaydı. Siirt Sancağı nın ise, Merkez Kaza,  Şirvan, Eruh, Pervari ve Garzan (Kurtalan) olmak üzere toplam 5 kazası vardı.  1896 Devlet Salnamesi kayıtlarında daha önce Siirt e bağlı iken bugün Batman a  bağlı olan Sason Kazası nın Muş Sancağı içinde yer aldığı gösterilmektedir.  Siirt Sancağı 1892-1896 daki yönetsel konumu 1903 te ve 1916 da da korumuştur.  1918 de Siirt Sancağı nın yönetsel konumunda yapılan tek değişiklik, Şırnak ın  ilave edilmesiyle kaza sayısının 6 ya çıkarılmasıydı.

 

 

  Milli Mücadele de Siirt

  Siirt, Milli Mücadele Dönemi nde toprak ağalığı düzeninin ve aşiret  ilişkilerinin egemen olduğu tipik bir kasabaydı. Siirt in, Rus tehlikesini  atlattıktan sonra, karşılaştığı diğer bir tehlike de İngiltere idi. İngilizlere  ait bir birlik, halka gözdağı vermek amacıyla Siirt e gelerek birkaç gün  kaldıktan sonra geri çekilmişti. Siirt, bunun dışında yabancı güçlerin işgaline  uğramamıştır. Müdafaa-i Hukuk Derneği ni teşkil eden Siirt in münevver  zümresinin Milli Mücadele nin gerçekleşmesinde gösterdiği medeni cesaret  takdire değer bir vatanseverliktir.

 

  II. Meşrutiyet Dönemi nden itibaren Siirt ten de milletvekili seçilmeye  başlanmış, ilk olarak Abdulrezzak Efendi; 1908-1912 tarihleri arasında bağımsız  milletvekili olarak görev yapmıştır. Daha sonra sırasıyla; Nazım Bey (Nisan  1912-Ağustos 1912), Şeyh Nasreddin Efendi (1914-1918) tarihleri arasında görev  yapmıştır.

 

  Ardından Siirt ten Halil Hulki Bey; 12 Ocak 1920 de toplanan Dördüncü Dönem  Osmanlı Meclis-i Mebusan ında Siirt i temsil etmiştir. Siirt, Milli Mücadele  Hizmetlerine devam ederek, Siirt Müdafaa-i Hukuk Derneği olarak önce  Vahideddin e, Sadaret e, Hariciyye ye, İtilaf Devletleri Müesseseleri ne,  İzmir deki Reddi İlhak Cemiyeti ne, Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri ne telgraflar  gönderilmiştir.

 

  Anadolu nun her il ve ilçesinde olduğu gibi Siirt te de “Müdafaa-i Hukuk  Derneği” kurulmuş, başkanlığına da İl in eski müftüsü Halil Hulki AYDIN  getirilmiştir. Üyeleri, Ömer ATALAY, Siirt Belediye Başkanı Hamit Bey, İl in  ileri gelenlerinden Hamza Hilmi, Bekir Sıtkı ve Abdulkerim Bey lerden ibaretti.  Siirt, Milli Mücadele yıllarında Bitlis Vilayeti ne bağlı bir sancaktı.  Sancağın, Merkez Kaza dışında 5 kazası vardı. Bunlar; Pervari, Garzan, Eruh,  Şirvan ve Şırnak tı. Sancağın en kalabalık kazası Siirt Merkez kazası idi.  Bununla birlikte Siirt in nüfusunda 1890 lardan itibaren hızlı bir düşüş olmuş,  60.000 dolayında olan kaza nüfusu 1914 te 30.000 civarına inmiş, bu düşme  I.Dünya Savaşı Dönemi nde de devam etmiştir.

 

  Cumhuriyet Döneminde il yapılan Siirt, 1924 te Hakkari nin Beytüşşebap ın;  1926 da Diyarbekir İli nin ilçesi Beşiri yle Muş un ilçesi Sason un  katılmasıyla genişledi. Ancak Beytüşşebap, 1936 da yeniden il yapılan  Hakkari ye bağlandı. 1938 de Garzan (Şimdiki ismi Yanarsu) ilçesinin merkezi  Mısrıç a (Bugün Kurtalan) taşındı ve aynı ilçeye bağlı Baykan bucağı ilçe oldu.  Aynı yıl Sason a bağlı bucak olan Hazo, Kozluk adıyla ilçe yapıldı. 1943 te  Garzan ilçesinin ve merkezinin adı Kurtalan olarak değiştirildi. 1957 de  Beşiri nin bucağı olan İluh, Batman adıyla ilçe yapıldı. 1962 de Pervari  ilçesinin Müküs (Şimdiki ismi Bahçesaray) bucağı, Van ın Gevaş ilçesine  bağlandı. 1990 yılında Siirt in Batman, Beşiri, Kozluk ve Sason ilçeleri yeni  kurulan Batman iline bağlandı. Aynı yıl Siirt in Şırnak ilçesiyle, Eruh tan  ayrılarak ilçe yapılan Güçlükonak beldesi yeni kurulan Şırnak iline bağlandı ve  Merkez ilçeye bağlı Tillo bucağı Aydınlar adıyla ilçe yapıldı.

 

 

  Evliya Çelebi nin Seyahatnamesi nde Siirt [değiştir]Eski tarihçilerin sözlerine  göre, Yezdicert Şah yapısı eski bir beldedir. Hükümdardan hükümdara intikal  edip, sonunda Hz.Ömer evladından Hz.Abdullah Yezid kavmi elinden fethetmiştir.  921 tarihinde Diyarbekir Valisi ve I.Selim in Veziri Bıyıklı Mehmet Paşa ya  Molla İdris in teklif ve tedbiri ile bu Siirt Han ı itaat edince, memleket  kendisine ebedi olarak bırakılmıştır. Sonra Han ın sülalesi yok olunca  Diyarbekir Bey i, Sancak Merkezi olmuştur. Bey inin 333.883 akçe hası, 7  zeameti, 133 timarı, aleybeyisi ve çaribaşisi vardır. Kanun üzere cebelileriyle  800 asker olur. 500 asker de beyinin var. Diyarbekir Valisi ile memur oldukları  sefere giderler.

 

 

  Komşu Şehir ve Kaleler

  Batısında Diyarbekir Kalesi dört konak mesafededir. Yine batıya yakın Mardin üç  konaktır. Yine batı ile güneş arasında da 2 menzil mesafede Hasankeyf Kalesi  vardır. Güneyinde dört merhale bir Cezire Şehri vardır. Doğusunda Kefere  Kasabası bir konak yakınlıktadır. Musul, doğusunda ve Siirt, Musul un  batısındadır.

 

 

  Siirt in Yapısı ve Yeri

  Bu şehir içinde ahşap bina az olup, hepsi kargir, güzel kubbelerle yapılmış,  mamur ve süslüdürler. Evvela Bey Sarayı çeşitli sofralarla, içi ve dışı nice  odalarla bağ ve bahçelerle süslüdür. Bitlis Hanı Abdal Han ın sözüne göre  yapılış tarihi Öksüz Burcu üzerinde olup, Bey i Zühre-i Türabi de bulunmuştur.  Buğday ve pirinci, ful ve maşı, kırmızı havucu, tulga aşı çok meşhurdur. Beyaz  ekmeği, levaşe denilen yufkası ve köftesi, çeşitli meyveleri, inciri, battım  denilen fıstığı dağı ve taşı süsleyip her tarafa sevk edilir.

 

  Bu şehri gezip görerek arkadaşlarımızla kuzeye yol alıp, Kefre-i Şirvan  Kasabası na geldik. Bu da Kefre-i Zaman gibi Kefre-i Şirvan dır Halk dilinde  “Kefere” derler. Bu yerde Diyarbekir Eyaleti son bulup bu kefre  bölgesi, Van Eyaleti dahilinde ve Şirvan Hakimi idaresinde düz ve geniş bir  arazide bağlı ve bahçeli, akarsulu, mamur cami ve medreseli, han, hamam, çarşı  ve pazarlı mamur bir kasabadır.

 

  Buradan yine kuzeye giderek Maden Kasabası na geldik. Burada maden bol  olduğundan, adına Maden Şehri derler. Kurucusunu bilmiyorum. Bu da Van  Eyaleti nde Şirvan Bey i idaresinde olup, hakimi bir aşiret beyidir. Bağlı,  bahçeli, cami ve medreseli, han, hamam ve çarşılı bir kasaba olup, bunun da şal  ve şayakı meşhurdur

ADRES: Kıbrıs şehitleri caddesi no:24 kat:1, bursa 16220‎ - 002242515254 ‎